Make your own free website on Tripod.com

EĞİTİM DAĞARCIĞI
Aydın Tiryaki  2000
tiryaki@isbank.net.tr

egitim468tartisma.gif (3728 bytes)

orange01a.gif (250 bytes) EĞİTİM DAĞARCIĞI TARTIŞIYOR orange01a.gif (250 bytes)
orange01a.gif (250 bytes) EĞİTİM ve KALKINMA orange01a.gif (250 bytes)
orange01a.gif (250 bytes) Alper Başkafa'nın 17 Ekim 2000 tarihli e-postası orange01a.gif (250 bytes)

Eğitim ve Kalkınma

Eğitim sistemi Türkiye’nin en önemli sorunu olarak
görünmektedir. Bugünkü, ezbere dayanan ağır eğitim
sisteminden, okuma alışkanlığının ilköğretimde
kazandırıldığı öğrenci odaklı eğitim sistemine
geçilmesi gerekiyor. Çok şey bilen çok insan
yetiştirmek yerine; öğrendiklerini yaşamda
kullanabilen, araştıran ve düşünebilen insanlar
yetiştirmek zorundayız. Böylelikle Türkiye’nin yapısal
sorunlarının çözümünde büyük bir atılım
gerçekleştirebiliriz.

Kamu harcamalarından eğitime ayrılan pay (1995 yılı
için) Türkiye’de %3,4, Düşük ve Orta Gelirli Ülkelerde
% 4,5, Yüksek Gelir Grubu Ülkelerde %5,5’tur. Yalnızca
parasal yönden eğitime bakmak yanlıştır. Bu oran
artırılabilir fakat Türkiye’nin asıl en önemli sorunu
uygulanmakta olan eğitim sistemi ve verilen eğitimin
niteliğidir.

Davranışa dönüşmeyen, öğrenme eylemleri boşuna
harcanan emek ve zamandır. Bilinen, ama insanın
özümsemediği; kendine özgü bir değere dönüştüremediği
bilgiler, bireye yabancılaşmış bilgilerdir. Eğitimin
amacı, beyinlere bilgi doldurmak değil; edinilen
bilgileri kullanacak, işleyecek insan yetiştirmek
olmalıdır (Fromm,1979). Türkiye’deki eğitim
uygulamaları, amaçlanan ne olursa olsun, ne yazık ki
büyük çoğunlukla ezbere dayanan, öğretmen odaklı ve
çok bilen çok insan yetiştirmeye yönelik
uygulamalardır.

Bugün ekonomik büyüme ya da kalkınmanın temelinde
eğitimli insan gücünün bulunduğu gerçeği üzerinde
duran ekonomistler bulunmaktadır. Günümüzde nitelikli
işgücü dışındaki diğer üretim faktörlerinin önemi
azalma göstermektedir. Gerekli makine ve ekipmanı
getirmek ya da sermaye bulmak daha kolay hale
gelmiştir. Bu nedenle Almanya’nın elinden bugünkü
fiziksel donanımı alınsa bile, dünyaya tekrar bir
kalkınma mucizesi gösterebilecektir.

Sanayileşmiş ileri bir ülkenin asıl kapital stoku
ülkenin fiziksel donanımı değildir. Test edilmiş
buluşlardan, uygulamalı bilimin keşiflerinden, bilgiyi
etkili kullanabilecek olan nüfusun kapasitesi ve
eğitiminden oluşur. (Kindleberger)

Bazı zengin Ortadoğu ülkelerinin gelişmiş
sayılmamalarının en büyük nedeni işte bu iyi eğitimli
yetişmiş insan gücünün yeterli düzeyde olmamasıdır.
Yoksa istenilen makine ve ekipmanı satın almaları ya
da gerekli sermayeyi bulmaları sorun değildir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitime verilen öneme
yeniden dönüş yapmamız gerekmektedir. Atatürk,
hükümetin en verimli, en önemli görevinin eğitim
işleri olduğunu belirmiştir. * Eğitimin ülkenin
sosyo-ekonomik kalkınmasındaki önemini çok iyi
kavrayan Atatürk, eğitimle çok yakından ilgilenmiştir.
Ülkenin kıt kaynaklarından küçümsenmeyecek bir bölümü
eğitim için ayrılmıştır. Bu konuda gösterilen çabalar
ileri ki yıllarda semeresini vermiş, ülke her alanda
yetişmiş kadrolara sahip olmuştur. Eğitimde sağlanan
başarı, diğer toplumsal alanlardaki gelişmelerden önde
gitmiş ve toplumsal gelişmeyi hızlandıran bir etki
yapmıştır. (Şahin, S: 76)

Eğitimin niteliğini ve düzeyini artırmak, hem kişiyi
hem de ulusu varsıllaştırmaktadır. Başka bir deyişle,
birey eğitim düzeyini yükselttikçe; ulus eğitilmiş üye
sayısını ve bunların eğitim düzeyini yükselttikçe,
varsıllaşmaya başlamaktadır. Varsıllaşmanın siyasal
adı kalkınmadır. ( Başaran, S 147)

Bugün için yalnızca düşük ücretli işçilik giderlerine
dayanarak dünya pazarlarında sürekli olarak yer almak
olanaklı değildir. Düşük işçilik giderlerine dayanarak
birbirine benzeyen, farklı bir özellik taşımayan,
kişiliği olmayan, sıradan ve taklitçi ürünlerle bir
yere kadar pazarda kalınabilir. Beden işçilerinin
ücret düzeylerini düşük tutarak rekabet etmeye
çalışmak gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Verimlilik
arttıkça kol gücüne dayalı işçilik maliyetleri hızla
azalmıştır. İşletmeler için yönetim, verimlilik,
hizmet, kalite, ürün geliştirme ve pazarlama gibi
unsurlar çok daha önemli duruma gelmiştir. Bütün
bunların hemen hepsi de nitelikli işgücüne bağlıdır.
Tekstil sektöründe aynı makine ve teçhizatla bir
Amerikan işçisinin üreteceği ürün bir Suriyeli işçinin
üreteceği üründen hem daha fazla hem de daha kaliteli
olacaktır. Bu durum iki işgücü arasındaki nitelik
farkından doğmaktadır. Nitelik farkını açıklayacak
olan en önemli faktör ise eğitim olacaktır.

*Japonlar II. Dünya Savaşı’nın bitimini izleyen
dönemde bir Amerikan buluşu olan eğitimin işçilerin
ücretleri hala düşük kalsa da, işçileri yüksek verimli
hale getirdiğini fark ettiler. Düşük ücretli ama çok
iyi eğitilmiş işçilerin ürettiği kaliteli mallara
dayalı ihracata yönelik kalkınma, Japonya’nın
kendisini gelişmemişlik ve yenilgiden çekip
kurtarmasının sağlayan bir araç oldu. Bu strateji,
gelişmekte olan öbür Uzak Doğu ülkeleri, Güney Kore,
Hong Kong, Tayvan, Singapur ile bir ölçüye kadar
Brezilya tarafından kopya edilmiştir.
( Drucker, S:152 )

Bir şeyin üretilmesi ya da nakledilmesi işlerinde –
imalat sanayi, tarım, madencilik, inşaat ve
taşımacılıkta verimlilik son 125 yılda, yıllık % 3-4
kadar bir bileşik oranla ( gelişmiş ülkelerdeki toplam
verimliliğin 45 katı bir büyüme ) – artmıştır. Bu
ülkelerde hem yaşama standardındaki hem de yaşam
kalitesindeki bütün artışların temelinde
verimlilikteki bu patlama vardır. Harcanabilir
gelirler ile satın alma gücündeki büyük artışı
sağlayan da budur. ( Drucker, S:99 )

Hammadde ve işçilik giderlerinin üretimde önemli bir
yer tuttuğu teknolojiler artık geri teknolojiler
olarak kabul edilmektedir. Aradan geçen son 20 yılda
aynı işçi sayısıyla, aynı miktarda hammadde ve enerji
kullanılarak en azından iki kat daha fazla ürün elde
edebilmek olanaklı hale gelmiştir. Japonya 1985
yılında 1965 yılında kullandığı hammadde ve enerjiden
daha fazla miktarda hammadde ve enerji kullanmamıştır.
Fakat üretimini çok daha fazla artırabilmiştir.
Japonya yalnızca ucuz işgücüyle bir yere
varılamayacağını zamanında görmüştür. Eğitimlere önem
vererek verimliliğin çok fazla artmasını
sağlayabilmiştir.

Alper Tunga Başkafa
Ekonomist

Pamukkale Üniversitesi İktisat ABD Yüksek Lisans
Öğrencisi

Görmüş olduğum eğitim beni hep ilgilendirmiştir.

 

İlk yayın: 9 Aralık 2000
Son güncelleme : 09 Aralık 2000 Cumartesi 13:21

Click Here!